12 Ekim 2026 Pazartesi

Her Türkü Bir Mektup

Her Türkü Bir Mektup

Özlemin, hasretin en yalın en içten anlamına şahitlik eden türkü sözleri, “Seni özledim”, 'Senin hasretinle yandım tutuştum'un mektuplaşmış hali gibidir. Türkülerimizin yaşattığı duygu, mektupların bir köşesinde yanık izi bırakmışçasına gerçekçi ve doğruca hayatlarımızda yer alıyor.

Öyle ya milletimizin dip derin şuurunun ve derin mizacının görüntüsünün en yalın ve en saf halini türkülerimiz oluşturmaktadır. Yerine göre sevgiliden bir mektup sözü olur; “Üç günlük ömürde/ Bir gül ile yaz geçmez/ Bu benim âşık gönlüm/ Sevmelerden vaz geçmez” Yerine göre bir sitem bir kahirlenmedir; “Zeytin yaprağı yeşil/ Altında kahve pişir/ Benden sana yâr olmaz/ Git aklın başa devşir”

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın anlayışında ki gibi “Türküler, Anadolu insanının romanıdır” ve olmaya devam edecektir. Mazinin, geçmişin güzelliklerini, aşklarını, kültürünü ve yaşanmışlıklarını geleceğe taşıyan olacaktır. Çileler ve zorluklar içerse de ana konu ehramında ziyadesiyle umut barındıran güzellikler bulunmaktadır. Diyebiliriz ki geçmişe dair türkü anlatımları mahzâ hakikattir. Hele türkülerimiz, gurbette vatan gibidir. Kokusuyla, duygusuyla, içtenliğiyle, diliyle, ezgisiyle bütün duygulara senkronik bir birliktelik katmaktadır. Gurbetin yalnızlığında, özleminde, yaralara sürülmüş bir merhem gibi olmaktadır.

Türkülerimiz, dünyada Türk’ün duruşunun ve kültürünün en önemli göstergelerindendir. Ne güzel ki vatanımıza, şehirlerimize yazdığımız (yakılan) güzel türkülerimiz bulunmakta. Letafet, nazenin ve duyarlılıklar böylelikle taşınmaktadır. Bir cihetiyle insanlığın değerini yükseltmek, insanlık yetisini derekeye düşürmemek böylelikle mümkün olmaktadır.

“İnsan zehrini insan alır” denir ya hani, türkülerimizde bizim duygumuz, hasretimiz, özlemimiz, sevincimiz, yerine göre ağıt olup bizi pişiren ve tercüman olanımızdır. Bir taraftan da kirimizi, pasımızı, zehrimizi temizleyen olmaktadır. Değerde büyük, pahada küçücük bir temenni hediyesi gibi bir efemeradır. Yaşattığı adeta güzel bir temengâh olmaktadır. Maalesef ki günümüzün dünyasında insanlar çok kalabalık. Ne yazık ki her insan diğerine bir fazla olabilmektedir. İşte böyle keşmekeşlik içerisinde türkülerimiz bizim yalnızlığımızı alıp bize yoldaşlık yapmaktadır. Türkülerimiz, okunan bir kitap bir mektup gibi kapattıktan sonra yanı başına sokulduğumuz yoldaşımız olmaya devam etmektedir. Hep türkülerle kalmamız temennisiyle.

İlkay Coşkun
Papatya Dergisi
Sayı 23, Haziran - Temmuz 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder