Hayal Beşiği - Türk Edebiyatı Dergisi
“Hayal Beşiği” ¹ kitabında yazar, birçok kavrama derinlemesine ve hermenötik açılardan bakar. Bu çok yönlü vurguların diyalektiğinde neler var bir bakalım; “Düşünce, akıl, bilgi, hakikat, insan, ahlak, hayat, kültür, aydınlanma, evren, dünya, varlık, zaman, kimlik, kalp, sevgi, erdem, iyilik, kötülük, kendilik, din, iman, sanat” gibi birçok kavramın kritiği yapılarak konular irdelenmektedir. Bütün bu konular birbirleriyle ilişkilendirilip anlatım aralarında teksif edilmektedir.
Bahsi geçen kavramlar, insanlığa değer katmış olan kimi isimler üzerinden de genişletilmektedir. Bazı Ayet ve Hadisler ile birlikte bizim kültür coğrafyamızdan ve başta Anadolu’nun kolonizatör dervişlerinden Yunus Emre, Hz. Mevlana, Hacı Bayram, Hallac-ı Mansur, Farabi gibi değerlerin yanında Kant, Hegel, Marks, Darvin, Engels, Freud gibi isimlerinde anlayışları karşılaştırılmakta ve ilgili konular derinlemesine ele alınmaktadır. Bütün bu anlatımlarda daha çok Anadolu insanının kadim değerleri üst başlığı arasında senkronik bir duygudaşlık sağlanmaktadır. Ayrıca anlatımlarda inşa edilmiş olan kanonik yapı, bir nevi hem şuura hem de şuuraltına hitap etmektedir.
İnsan ile evren ve hatta dünya arasında hep bir kıyaslamada bulunulur. İnsana dair aforistik genellemeleri de bunlara dâhil edebiliriz değil mi? Öyle ya yalnız taştan duvar olmayacaktır. Evrenin içinde insanın ve insanın içinde evrenin bulunduğu önemli bir gerçektir. Yazarın dediği gibi “insan, evrenin formüle edilmiş özdeşi konumundadır” Peki, “Hayal Beşiği” kitap ismi nereden gelmektedir bir bakacak olursak; Bu ismin şifrelerini kitap içeriğinde birkaç yerde görmekteyiz. Hülyalarıyla mezarına konulan insanın hayali şöyle bir perspektiften ele alınır; “hayal; bir bilinmezde, gerçeği iyilik adına bilmek oyunudur. Dünya, hayal beşiği…” (s. 14) Başka bir yerde; “Düşünce, nefsin kötü ve Allah’ın iyi önermeleri altında irade ettiğimiz, hayal beşiğimizdir” (s. 39) şeklindedir. Yazar, en büyük hakikat olarak insanı görmektedir. Hakikati insanda saklı bir sır olarak telakki eder ve ayrıca, “her şey bir şeyde; bir şey her şeyde varlık bulur. Evrenin formülü insandır; evren içimizdedir. Evren insanın haritasıdır” (s. 88) şeklindeki bir anlayışla fikirlerini serdeder. Başka bir cihetten, “cahillik, iyi insan olmakla giderilir. Cahil insan, kötü insandır. Kötü insanlar hakikati bilmez; hakikati bilmeyen cahildir” şeklinde insana dair başkaca birçok mülahazalarda bulunulur.
Kendini tanımak ve bilmek felsefesinden doğar bütün gerçeklik. Yunus Emre’nin “Bir ben var benden içeri” anlayışının farklı ifadesi, Hacı Bektaş’ı Veli “Bilmek istersen seni/ can içre ara canı/ geç canından bul anı/ sen seni bil sen seni” anlayışına kadar geniş bir portre çizilir. Kadim değerlerimizde vücut bulmuş olan “Edep Ya Hu” ahlak anlayışımızla da süslenmektedir bu durum. Hatta Hallac-ı Mansur’un “Ene’l-Hak” anlayışına varıncaya kadar geniş bir çerçeveye kadar gidiliyor. Her ne kadar sabitenin bir ucunda vahdaniyet anlayışımız oturtulmuş olsa da pergelin diğer ayağı, sorgulayan bir insan profilindedir. Mesela bir yerde, bir hareket medeniyeti olan dinimiz İslam ile insan arasındaki bağ şu şekilde ele alınır; “İnsan, Allah’ın suretindedir. İnsanın halifeliği de O’na imanla olur” (s. 33) şeklindedir.
Yazar, anlatımlarında atlamalı, konu sıçramalı, çağrışımlı ve izahlı bir üslup benimsemiş gözüküyor. Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da az sözle çok mana şiarıyla yalın ve hikemî bir tarz benimsenmiştir. Derinlikli bir Müslüman bakışının yanında daha geniş bir çerçevede özgün bir dünya görüşüyle hümanist ve insancıl üsluptadır. Bir taraftan yazar, evrensel düşünmenin bağımsız akılla mümkün olacağını düşünmektedir. Bütün bu kavramlar, retroskopektif bilgimiz, tözler ve süreçler dâhilinde ele alınmaktadır. Başka bir ifade ile kadim değerlerimizin, dinimizin ve kültürümüzün metodolojisini kavramış ve bunu dervişane bir dokunuşla okurlarına yansıtmaktadır. Anlatım içerisine mevcut durumun sosyolojisini ve psikolojisini de dâhil edebiliriz. Her bir olgu sık sık mütebahhir kereler geri dönüşlerle ele alınmaktadır. Kamil insan, düşünen, sorgulayan, ölümlü ve aciz olma perspektifle konular serimlenmektedir. İnsanlık olgusunun künhüne vakıf bir anlayıştır bu. Metafizik ve mistisizmin imkânlarından da faydalanıldığını görmekteyiz. Peki, bu yazılanlardan ne anlıyoruz, hayatın anlamını, kadim ve manevi değerleri, pösteki saymanın anlamsızlığı karşısında dik
durmamız gerektiğini vs. şeklinde uzunca bir liste yapabiliriz. Günümüzün hastalıklarına daha çokta geleneği ve değerleri yıkmış yerine başka bir şey de koyamamış insanın ortada kalmışlığına cevaplar aranmaktadır.
¹ “Hayal Beşiği” Yazar İsmail Delihasan’ın Kasım 2025’te Türk Edebiyatı Vakfı (TEDEV) Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu, İlk deneme kitabıdır. Aynı zamanda şairde olan yazarın öncesinde üç şiir kitabı bulunmaktadır. Yüz kırk bir deneme yazısının bulunduğu eser, iki yüz sayfa hacmindedir.
İlkay Coşkun
Türk Edebiyatı Dergisi
Şubat 2026, sayı 628





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder