3 Mart 2026 Salı

Kültürel Atlas

Kültürel Atlas

‎İnsanlığın geçmişinden, Hz Âdemden ve köken mitlerinden bu tarafa kültürel olgular şekillenerek hayat bulmaktadır. İnsanlığın ortak payda kesişimin de olan kültürel değerler de yok değil elbette. İnsanlığın tekâmülünde ön saflarda olan bu değerler, toplumdan topluma, dinden dine farklılaşmalar gösterse de özünde benzeşen çok yönleri de bulunmaktadır. Kültürel yapının üst çadırı olarak adalet, büyük bir terazi görevi görmekte ve merhamette bu terazinin dengesini oluşturmaktadır. Bu kültürel saiklerle birlikte etik, ontolojik ve epistemolojik faktörlerle yaşamın içerisinde hayatiyetini sürdüre gelmektedir.

‎Bizi ilgilendiren daha çok kendi medeniyetimizde, kendi coğrafyamızda vuku bulanlardır elbette. Öyle ki kültürümüz, geleneklerimiz ve daha çokta kadim değerlerimiz bu günü kurmamız ve yarına taşımamız açısından olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Kültürün içeriğinde maneviyat, uhreviyat gibi birçok olguyu da buna dâhil etmemiz mümkün. Anadolu kültüründe olan ümmi biliş, aktarma yeteneği ve irticalen söyleme gibi onlarca değere ev sahipliği yaptığını bilmekteyiz. Daha özelde bir zamanların masal, hikâye anlatıcıları, musannifleri gibi birçok örneklerle bu konuyu daha da genişletmemiz mümkün. Bu örneklemeyi birçok alan için yapmamız mümkün elbette. Bunun karşısında maalesef ki en istenmeyen şey olan savaş ve kıtlık, insanın terbiyesinde farklı da olsa bir görev üstlenmektedir. Savaş ve kıtlık hiç istenilmeyecek bir durum ama bunların da hayatın bir parçası olduğunu göz ardı etmememiz gerekiyor.

‎Günümüzün revaçta olan popüler kültür refleksleri her geçen gün daha çok kutsanıyor ama cılızda olsa karşı duruşlar yok değil elbette. Bunun gibi bütün seküler anlayışlar insanlığı zorun zorunu yaşatmaktadır. Geleneği yıkmış yerine de herhangi bir şey ikame ettirememiş insan kalabalıklarıyla yüz yüzeyiz maalesef. Bu, insanın dünya ile bağlarını koparmak değil elbette tam tersine ayakları yere basan ve bir noktada mesafeli bir duruşu temsil etmektedir. Yoksa dünyadan tamamen kopup tecrit olmak başka türden sıkıntılara yol açacaktır. Bu günün insanı yalnızlık ve bireysellik tozunu öyle fazla yuttu ki sonuçta kültürler alt üst olup yozlaşmaktadır. Bu dejenerasyonda ailecek, millet olarak huzurlu olalım da evimiz tezek kalağı olsun dediğimiz zamanlardayız ne yazık ki. Daha çokta bir dirhem bal yiyebilmek için bir çuval keçiboynuzu yeme durumlarını da yaşamaktayız.

‎Mamafih kültür, insana mazi, tarih gibi çok şeyi hatırlatıp yaşamayı öğretmektedir. İyi olan kültürümüzü yaşatıp eşyaya bağlılığın daha az olduğu ve insanın insana yettiği daha iyi zamanlara dönmemiz gerekiyor. Kültür gibi olgunlaşmış değerleri geri planda tutmak insanlara farklı farklı açmazlara taşıyacaktır. Kültürün ve değerlerin korunmasında eğitim, etik değerler, vicdan, hak hukuk gibi olgular kıymetini hiç düşürmeyecektir Öyle ya akrabalık gidip gelmekle, beylik sofra kurmakla ve kültür yaşatmakla hayatta kalabilecektir.

‎İlkay Coşkun
Kültür Ajanda Dergisi
Sayı 148, Mart 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder