İlkay Coşkun yazdı…
"Açık Parantez" Yazar Bilal Can ve Şair Ethem Erdoğan'ın -şiirin dünü bugünü yarını- ana başlığında şiiri ve şairi konu edindikleri kitaplarıdır. Çıra Yayınları etiketiyle, Ekim 2025'te matbuat âlemine dâhil edilmiş. Doksan dört sayfa hacmindeki eser, on bölümden müteşekkildir. Her bölüm, birden fazla soru cevap şeklindeki konuşmalardan oluşmaktadır. Yazar Bilal Can, konuşulması istenilen konunun kritiğini yaparak sözü alır ve devamında ilgili konunun sorusunu sorarak sözü Ethem Bey'e verir. Her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde konu üzerinde söz alıp söz verme ile anlatım ilerlerse de daha çok Bilal Can Bey'in soruları üzerinden anlatım şekillenmektedir. Mesela Yazar Bilal Can, şiir konusu hakkında kendi fikirlerini serdettikten sonra ilgili sorusunun bir tanesini şu şekilde sormaktadır; "Şiir halen bir arayışın ürünü müdür yoksa kendini bulanların giriştiği bir "tavır" meselesi midir?" (Bilal Can, s. 71) Gibi.
Şair, edebiyat işçiliğiyle soylu bir üretimi temsil etmektedir. Geçmişe göre günümüzde şair, "ulvi bir şahsiyet" hüviyetini taşımasa da yine şair, bir yontucu titizliğinde görevini ifa etmektedir. Şiirin tilmiz, kalfa ve usta boyutlarındaki yol alışlarıyla beraber, "Şiir geçmişe atıflarla ilerler" diyen Behçet Necatiğil tavrıncadır. Söylem, form ve modern yapı ile beraber şiirlerde hareket ve etnometodoloji de aranmaktadır. Elbette ki köpüğü alınmış okuma ritmine kavuşmuş şiirleri de bunlara dâhil edebiliriz.
Şiirin tanımıyla beraber, şiirin ne'liği, şiirde ses, tını, biçem, öz, şiiriyet, anlam, şiirin etki gücü ve desibeli, şiirde ima, estetik, metafor, retorik, akıl ve metafizik, anlam derinliği, iştiyak, şiirin iyileştirici gücü, şiirde memba edinmek, şiirde bilinç ve bulunç ile şairin eski ve yeni konumu gibi onlarca ayrıntıya açılım getirilmektedir. Şiirin; modern hayat, küreselleşme, batılılaşma, lümpenlik ve snopluk karşısındaki konumu ile de ilgilenilmektedir. Popüler kültürün ürettiği kültür endüstrisinin karşısında bir konumlanma halidir bu.
Şairin sadece iyi şiirler yazması yeterli değildir elbette. Şairin vicdanı, tavrı, seçimleri ve karşı duruşları da şiirlerine dâhildir. Şair, şairden yol yordam maharet de kesbetmektedir bir taraftan. Küresel kuşatmalara karşı şairin bir duruşu da olmalıdır. Bu durumu Bilal Bey, tektipleşen, kültür fetişizmine maruz kalan, bir nevi McDonaldlaşan sanat üretimi olarak görmektedir. Bu muarız duruş kadrolu, muhitli ve bürokratik sanat anlayışlarının karşısında konumlanabilmeyi de gerekli kılmaktadır.
Şiire ve şaire bakışı daha yerinde görme adına, kitaptan bazı bölümleri ve alıntı sözleri burada paylaşmak istiyorum izninizle. Konu dâhilinde ilgili manalı sözler de aralara serpiştirilerek anlatım daha da tezyin edilmektedir. "Şiir, bir tür şuur, hakikati görme, anlama ve anlamlandırma biçimi olarak edebi türler arasından dili en çok esnetip geren bir usuldür." (s. 6), "Sanatçı/şair bir kaza sonucu dünyamıza düşmüş, fizikötesi yaşantılı bir kazazededir." (Sezai Karakoç -s. 7), "Sanat eseri yaratışın taklididir." (Sezai Karakoç, s.9), "İma edilen bir şey, bildirilen bir şeyden çok daha etkilidir." (Borges, s.12), "Şiiriyetin ulaşmadığı alanda sevgi eksik kalır." (Ethem Erdoğan, s. 79), "Şiir bir tür "gayb" meselesidir." (Bilal Can, s.85)
Bilal Bey, şiir ve şair olgusunu daha çok batılı şair yazar düşünür ve entelijansiyası üzerinden ele almaktadır. Kimi isimlere de göndermelerde bulunmaktadır. "Aristo, Platon, Sokrates'ten bu tarafa Mill, Borges, Adorno, Sartre, Terry Eagleton, Foucault, Derido, F. Schlegen, Kant, Henri Bremod, Northrop Frye, Octavio Paz, Rilke" gibi isimlerin sözleri ve bakış açılarıyla ilgili konular açılımlanmaktadır. Aynı şekilde Ethem Bey'de daha çok bizim edebiyatımız ve şiir kültürümüz üzerinden konuları ele almaktadır. "Üstat Necip Fazıl ve Sezai Karakoç başta olmak üzere klasik edebiyatımızdan Yunus, Haşim, Fuzuli, Nedim, Nabi, Şeyh Galip, Süleyman Çelebi, Taşlıcalı Yahya, Karac'oğlan, Pir Sultan. Cumhuriyet döneminden Mehmet Akif, Nazım Hikmet, Tanpınar, Cahit Sıtkı, Ziya Osman, Yahya Kemal, Edip Cansever, Zarifoğlu, Oktay Rifat, Turgut Uyar, Behçet Necatigil, Melih Cevdet, Arif Nihat. Günümüzün şairlerinden İsmet Özel, Mehmet Özger, Tuğrul Tanyol, Ataol Behramoğlu, Mahmut Derviş, Hüseyin Atlansoy" gibi birçok şair bakış açıları üzerinden konular ele alınmaktadır.
Bu tarz kitaplarda şiire bakış perspektifinde bir şair giysisi giyindirmeyi gerektiriyor doğal olarak. Bu noktada ekol ve üslup oluşturma gayreti kendisini ele vermektedir. Başka bir ifade ile bir kanon oluşturma yaklaşımı da sergileniyor diyebiliriz. Şiir üzerinden bir portre çizimi olarak da görülebilir. Bu durum bir bina inşa ederken, farklı ve başkaca görülemeyen binalarında varlığına bir işarettir. İsmet Özel'in, "İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır" bakış açısı olmuyor değil maalesef. Franz Kafka'nın dediği gibi "Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor" olmalı böylelikle. Bu durum, muarız duruşlara da kapı aralamaktadır. Her muhit, her siyasi görüş, her edebiyat ortamı kendine göre bir şair listesi oluşturma yoluna gitmektedir. Bunu da bir eleştirel tavır olarak yedeğimizde tutalım.
Her iki şairin de şiire bakışının ayrıntılarına bakacak olursak, şiirin öldüğüne dair kimi düşük cümlelere karşılık Ethem Bey, "Şiir ölmez çünkü şiiriyet son insanla birlikte ölecektir" şeklinde bir çıkışta bulunuyor. Özellikle son on yıldır görülen deneysel ve görsel şiir çalışmaları, çok uzun geçmişe sahip Türk şiiri için geçici ve arızi bir durum olduğunu belirtir. Hatta yazar, şiirin herkes için olması gerektiğini, herkesin şiir okuması ve yazması gerektiğini de düşünür. Şiir enflasyonunun alım gücünü düşürmediğine inanır. Bunlar gibi örnekleri daha da arttırabiliriz. Ayrıca kitapta, Ethem Bey'in şiirlerinin kritiğine de yer verilmektedir.
Anlatımlarda öz olarak şiir nedir ne değildir'in yanında yer yer reddiyeci anlayış daha ziyadesiyle yıkıcı olmayan bir bakıştadır. Anlatımların hermenötik ufkun genişlemesine yönelik bir tavır da olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar şiirde fütüristtik modern söyleyiş başat bir unsur olarak kitapta yer almış gözükse de geleneğimiz ve halk edebiyatımızın izleriyle de karşılaşmaktayız. Alegoriler, metaforlar, imge gibi şiiri şiir yapan bütün unsurlar her iki yazarın da radarındadır. "İşlevsiz hiç bir sözcük şiirde yer almaz" diyen Çehov'un bakış açısında olduğu gibi hormonal şişmanlıklar içermeyen şiirlerin tarafındadırlar. Şiir üzerinden hem dilin tekâmülüne hem de sözü yormayan bir söylem haline konumlanmış diyebiliriz. İyi okumalar dilerim.
Açık Parantez
Bilal Can & Ethem Erdoğan
Çıra Yayınları

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder