3 Temmuz 2026 Cuma

Yine de Umut

Yine de Umut

“Yine de Umut” Yazar Ezgi Fatma Açıkgöz’ün ilk öykü kitabıdır. Dokuz öykü ile yüz on altı sayfa hacmindeki eserin ilk baskısı, 2025 yılında, Mythos Kitap etiketiyle matbuat âlemine dâhil edilmiş.

‎Anlatım sarih, anlaşılır ve konu müphemliği içermez. Gereksiz fazladan tezyinata yer verilmez. Cengiz Aytmatov’un, “büyük duyguları anlatmaya yetecek kelimelere gerek yoktur” sözünde olduğu gibi daha kestirme, diri ve anlaşılır bir yol belirlenmiştir. Yani tezyinat, teşbih ve müteşabih hal kıvamında diyebiliriz. Hafızanın sisinde boğulmuş hatıralara da yer verilmez. Duygu ile birlikte aklın hükümferma ettiği bir anlayıştadır.

Öyküler konu olarak, “pazar yeri, çiftçilik, inşaat işçiliği, okul-yurt-hastane ortamları, çocuk yaşta evlilik, huzurevi, tren istasyonu, aşk” gibi çeşitli ortamlarda hikâye edilmiş konular olduğunu görmekteyiz. Bunlarla birlikte mücadele, sabır, yalnızlık, dostluk, hoşgörü, umudun iyileştirici gücü, dayanışma, iyimserlik, sevgi, aşk gibi birçok değer, yüreğe dokundurulmaktadır. Bu öykülerde yazarın hayat tecrübelerine, hayata bakış açısına ve duyarlılıklarına da şahitlik ediyoruz. Sonuçta her yazar kendi çağında, kendi şartlarında ve kendi coğrafyasında vakitlenmektedir.

Öykülerde yer yer dış anlatıcı bazen de başrol karakteri üzerinden bir anlatım serimlenmektedir. Öykülerin önemli bir bölümü nihayete ermez. Gündelik yaşantılardan alıntılanmış hayatların bir kesiti olarak düşünülebilir. Bazı öykü anlatımlarında da zamansal atlamaların yapılması dikkat celp etmektedir. Yazarın öykü dilini kavrayabilmemiz adına altını çizdiğim bazı öykü bölümlerini buraya taşımak istiyorum izninizle. “Edepsizden edebi satın almanın başka bir yolu yoktu” (s. 19), “Kötülüğe iyilik yapmak ancak böyle asil ruhlu insanlara özgü olabilir” (s. 68), “İnsanı dinlemek bizim için derin bir kitabı okumak gibiydi” (s. 113)

‎Hikâye edilen isimler yurduna ve budununa ilgili karakterlerdir. Böylelikle belli bir dönemin de olsa sosyokültürel yapısına şahitlik yapıyoruz. “Adberilgen (adına layık) Hatun, Hüsamettin Bey, Muhtar Burhanettin İşbilir, Tüpçü Rıfkı, Muhsin, Erhan, Aysun, Tuğçe, Nergis, Gülsüm, Rüstem, Ayşe Hanım, Nilay, Fabrika Müdürü Kenan Bey, Bay Profesör Hansman, Bayan Aleksandra, Osman Bey, Cemile Hanım, Hüsamettin Dede, Kiraz Teyze, Rıza Dede” gibi isimleri ilk aklıma gelenler olarak sıralayabilirim. Bütün bu karakterler nazenin ve vakarlığın önde olduğu samimiyettedir.

Öykü kahramanları olarak Anadolu'dan, bizden diyeceğimiz anonim bireylerden oluşmaktadır. Öykülerde kurmaca gerçeklikten ziyade nesnel gerçekliğin ağır bastığı görülmektedir. Başka bir ifade ile sahici karakterlerle çevrelenmiş insan öyküleri de diyebiliriz. Öyküler arasında senkronik bir duygudaşlık hali kendisini fazlasıyla hissettirmektedir. Öykülerin anlatım gerçekliği duyarlı, kolu kırılıp yen’in içinde kaldığı bir hakkaniyettedir. Daha genel anlamda gerek toplumsal gerekse de bireysel duyarlılıkları içermektedir. Ama umut ışığı ve önderliğiyle bütün bu çaba ve çile ile beraber geleceğe bir nefha taşınmaktadır. Letafeti yaşatan bir evsaftadır. Hatta öyle ki utanmanın, kabahatin yüzleri gölgelediği zamanlardan bahsediyoruz. “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla” türünden yüreğe dokunuşlar taşınmaktadır. Yüreğin mahbesinde tuttuğu özlemlerin, gurbete gidişlerin, zorlukların mücessem halleri gibidir. Adına hayat dedikleri, zorluklar, acılar, sevgi ve aşk onun içindedir.

Öz olarak, öyküler sıcak insan ilişkileriyle daha çok köy, kasaba sosyolojisinden beslendiğini söylemiştik. Bu bağlamda yazar, doğa ile rabıtasını daima diri tutmaktadır. Anadolu insanının düşünce, yaşayış ve murakabe haline şahitlik ediyoruz. Milletimizin mutluluk ve umut taşımasının yanında hüzünlere bulanıp acılarını da dilsiz yaşamaktadır. Kasvetli sessizlikler ile soğuk yalnızlıklar da bunlara dâhildir. Bu daha çok Anadolu insanının mütemadi bir mücadele haline karşılık gelmektedir. Öyle ya öyküleri, insanın bir evi gibi de düşünmek gerekiyor. Aynı zamanda bütün bu yazılanlar yazarının da kendisini anlattığı bir zemindedir.

İlkay Coşkun
Kültür Ajanda Dergisi
Sayı 152, Temmuz 2026





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder