Yazar Ali Haydar Haksal’ın Hal Dili Anlayışı
09.10.2026 09:00 Kitap Haber - Okuma süresi: 5-7 dk
İlkay Coşkun yazdı...
28 Ağustos 2026 tarihinde aramızdan ayrılan Yazar Ali Haydar Haksal Ağabey'in, "Hangi Dil" kitabı üzerinden, hal dili konusuna değinmek istiyorum. "Hangi Dil" yazarın, MGV Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu deneme kitabıdır. İlk baskısı, Haziran 2022 tarihli eser, kırk üç deneme yazısı ile yüz otuz sekiz sayfa hacmindedir.
Kitap ismiyle müsemma sevgi dili, gönül dili, şiir dili, hal dili, merhamet dili, din dili, siyasanın kirli dili, şeytan dili, nefret dili gibi hem olumlu hem de olumsuz cihetleriyle dil konusuna değinilmektedir. Yani, hal dili üzerine, düştüğümüz derekeyi uzun uzadıya anlatmaktadır. Bunlarla beraber Müslümanların mevcut durumu, muhafazakârlık, demokrasi, siyaset, seküler anlayış, deizm, liberal, faşist, Marksist ve kapitalist sistemler gibi günümüzün anlayışlarına, Müslümanca bir bakış serdedilmektedir. 'Faiz haramdır' vurgusu ile 'demokrasi şehitliği' gibi Müslümanlara tevarüs etmiş hastalıklı başka konulara da değinilmektedir.
Yazarın, Müslüman duruşuna ve bakışına yönelik ifadelerine çokça karşılaşmaktayız. Gerçek Müslümanı akleden, fehmeden aziz bir insan olarak görmektedir. Vecd ve aşk ile dinine bağlıdırlar. Masonik, simitik etkilerin uzağında, paganlığa sürüklenmeyen bir yapıdadırlar. Irk tellallarına pirim vermezler. Yazılarda örnek vurgulara bir göz atacak olursak; "Dilinde sevgi olanın aşkı da sevgisi de kendisi de hayatı da güzel olur. Şu İslam milleti, sahih ve asli diline bir dönse, bir yakalasa, yeniden içimizde şiir gibi aksa da insanlık kurtuluş yolu bulsa, huzura erse..." (s. 41) Öyle ya tomurcuk derdinde olan ağacın kıymeti vardır. Gerisi ancak odun parçası olacaktır. "Bir Müslümanın en önemli özelliği makamın kendisi değil, insanın ona kattığı değerdir" (s. 79), "Derdi olanın bir sorunu, davası olanın bir derdi var. Sorumluluk hayatın özünde bulunur" (s. 72), "Müslüman kendi dilini yakalar ve özümser. Bu; hak, adalet, sevgi, merhamet ve aşk dilidir" (s. 131) Gibi.
Yazar, yalın ve kısa cümlelerle anlaşılır bir formda konuları ele almaktadır. Ayrıca; Nizamî, Fuzulî, Sezai Karakoç, Süleyman Dede, Cahit Zarifoğlu ve Necmettin Erbakan gibi değerlerimizin fikriyatlarına, yazılarında yer vermektedir. Yazılarda farklı farklı bazı bilgilere de ulaşmaktayız. "Şiirdeki pirlerimiz; Sabit oğlu Hasan ve Zübeyr oğlu Ka'b'dır" (s. 14), "AB, Katolik Hıristiyan ümmet birliğidir. 12'lerin kurduğu bu yapı özü gereği Katolik Hıristiyanlardır" (s. 105), "Fransa'da başlatılan Kur'an'ı Kerim'de ki Yahudilerle ilgili ayetlerin çıkarılması kampanyası ile Medine'de Kilise açma girişimleri" (s. 106) gibi bir kısmını örnekleyebiliriz.
Yazar, konu dâhilinde sağlam bir duruşun dildeki yansımasının yanında daha çok olumsuz bir portre de çizmektedir. "İnsanlar arasında dil bağı giderek zayıflıyor" (s. 41), "Karmaşık bir süreçteyiz. İnsan itibarının ve değerinin olmadığı bir zaman" (s. 81), "Batıcı Müslümanlar bütünüyle onlara benzeseler bile gene kabul görmeyecekler" (s. 109), "Müslümanların entelektüel sorunu var. Entelektüeller siyasanın ve duygusallığın savruluşundandırlar. Düşünce üretemiyorlar. Dalgalara duygusal kapılıyor, kitleleri bu anlamda yönlendiriyorlar." (s. 125) Sağlam olmayan yapılar ile insanın müdanasız ve flu ölçü bilmezliği; değerleri dinamitlemektedir böylelikle. Sonuçta insan duruma göre şekil alan, değişken bir varlıktır. Bir taraftan da nisyan ve ünsiyet hali her daim uygulama alanındadır. "Ölümler bile artık metafizik bir gerilim, bir ürperti oluşturmuyor" (s. 33) maalesef.
Hayata ve devletlerarası ilişkilere sadece maslahatgüzarlık gözlükleriyle bakmak olmayacaktır elbette. "Dava inançtır, bilinç gerektirir. Müslüman için en anlamlı yaşam tarzıdır. Bu yolun çıkarı olmaz, bu yolun beklentisi olmaz" (s. 72) Burada anlatılmak istenen inanç merkezli, kadim değerlerimizle beslenen hakikate muttali bir fikriyat olgusudur. Yazara göre zorluklara, saldırganlıklara ve hastalıklı durumlara karşı durmak için muhkem bir bakış, bir düşünüş ve yeni bir dil geliştirmek gerektiğine dikkat çekilir.
Son tahlilde, Müslümanların günümüzde yaşadığı çıkmazlar, dilemmalar, ikilemler ve sıkıntılar etraflıca işlenmektedir. Başka bir ifade ile toplumumuzda yaşanan kimi inhiraflara yönelik tespitler ve çözüm önerileriyle birlikte ele alınmaktadır. Dünyanın çekiciliğinden, tamahından uzakta, ölüme müheyya bir anlayıştır bu. Bu bağlamda Müslümanca bir bakış tesmiye edilmektedir desek yeridir. Öyle ki bir kale gibi kanonik ve muharref anlayışların karşısında durmayı öncelememiz gerekiyor. Biz Müslümanların maruz kaldığı olumsuz cihetleri bertaraf edip kimliğimiz üzre yaşayacak evsafta bir hale ulaşmanın yol ve yöntemlerini bulmamız gerekiyor.
Rahmetle…
Hangi Dil
Ali Haydar Haksal
MGV Yayınları
2022 İstanbul

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder