25 Mart 2026 Çarşamba

Yatılı Okul Yılları

Yatılı Okul Yılları (Seksenler - Meteoroloji Meslek Lisesi) – İlkay Coşkun

‎Lise yılları, çocukluktan gençliğe geçişle beraber daha çok ergenlik dönemini içinde barındıran dört yıllık geniş bir zaman dilimini içermektedir. Bu yıllar hele yatılı okunduğu zaman dolu dolu vakitleri barındırmaktadır. Aynı zamanda çokça mücadeleleri de içerisinde taşımaktadır. Gerek derslerdeki zorluklar gerekse de üniversiteye hazırlık yıllarının içinde olması bu yılların önemini oldukça artırmaktadır. İnsan, bu geçmiş günleri yani maziyi düşündükçe bir sürü hatırası ayaklanmaktadır. Öyle ki lise yılları hayatında yaşadığımız bazı detaylar hep hatırımdadır. Bu yıllarda yaşanılanlar, insanın yüreğinde ırmaklar gibi göllenmektedir. Özellikle bazı lise arkadaşlarım o yıllardaki yaşadıklarını bu gün yaşıyormuş gibi anlatmaları beni bir hayli heyecanlandırıp hayrete düşürmektedir.

“Liseyi kazandı” belgesinin elime geçmesiyle, babamla Ankara’ya ilk yolculuğumuz ve okul kaydımın yapılmasını dün gibi anımsıyorum. O yıllarda Ankara’da yakın kimsemizin olmamasından dolayı veli olarak bir köylümüzün imzasının alınması... Yatılı okula girişle birlikte zorunlu dört yıllık hizmet için gerekli olan imzaların ve kefillerin bulunması gibi meşakkatli ama bir o kadarda heyecanlı bir çabanın sonunda okul kaydının yapılması ile devam eden bir süreç. İlk heyecanlar, ilk gri pantolonlar, mavi gömlekler, üç yüzü aşkın öğrencinin tek tip giyinmesi, terzilerin elbise ölçülerimizi almaları bu gün gibi hatırımda. Okulda, aylık olarak azda olsa maaşımız dahi vardı. Her ay, çantayla görevlinin gıcır gıcır harçlıklarımızı dağıtması ne güzellikti. Sabahları askeri içtima gibi avluda toplanmalarımız, okul müdürümüzün uzun uzun nasihatleri, yaramazlık yapanların kusurlarının ifşa edilmesi, saç kontrolleri, giysi kontrolleri derken tam bir seremoni idi yaşadıklarımız. Öyle ya yatılı okullar, insan temelli malzemenin daha da şekil aldığı güzide eğitim kurumlarıydı sonuçta.

Özellikle yatılı okulun ilk yıllarında ağlamalar, sızlamalar ile beraber özlem halinin duygudaşlığını daha derin yaşamaktaydık. “Aşil’in topuğundaki zayıf nokta” benzeri nazenin bir durumdu bu. Hatta yorgan altı ağlamalarına şahitliğimiz olmuştur. Dört yıl boyunca her tatil ve bayram öncesi sevdiklerimize kavuşacak olmanın gönenciyle neşelenirdik. Sabah bir, akşam iki ders etüdümüz vardı. Genelde üst sınıftan öğrenci arkadaşlar, sınıfın başında belletmenlik yapar, nöbetçi hoca, koridorlarda fink atarken ders çalışmamız sağlanırdı. Bu etütlerdeki gizli sohbetler, çizgi roman okumalar, ders çalışıyor numaraları, uyumalar ve başka nice kaytarmalar vardı hepimizde. Pür dikkat ders çalışan arkadaşlarımız her zaman olmuştur. Onların hakkını da yemeyelim.

‎Teneffüslerde ve akşam dersten sonraki boş zamanlarda okul bahçemizde volta atardık. Döne döne geniş okul bahçesini bilmem kaç kez sohbet ederek turlamışızdır. Önümüzden geçen zengin arkadaşlarımızın tank gibi yürüyen koca koca pahalı ayakkabılarını dilimize dolayarak sohbetler ederdik. Ana tema okul, ders, anılar, kızlar vs. olurdu herhalde. Tellerle çevrili idi bahçemiz. Üst katta yatakhaneler, alt katta sınıflar ve sosyal bazı mekânlar, spor salonu, konferans salonu vs. mekânların olduğu yan binalar vardı. Okulu çevreleyen tel örgülü duvarlarda gösterdiğimiz cambazlıkların, yiğitliklerin haddi hesabı yok gibiydi. Hatta tel örgülere karşı ün yapmış arkadaşlarımız vardı. Dışarı kaçışlarımız, yoklamalarımız, nöbetçi hocalarla, nöbetçi arkadaşlarımızla mücadelelerimiz vs. nice curcunanın biriktirdiği anılar.

‎Üst sınıflara terfi ettikçe sigara içenler çoğalırdı. Sigara içenlerin, hocalarla köşe kapmacaları, zaman zaman yapılan sigara aramaları, özellikle tuvaletlerde sigara içenleri yakalamalar ve arkasından yaşananlar. Ben, hiç sigara içmediğimden dolayı pek sıkıntı yaşamadım ama sigara içilen ortamlarda bulunmam nedeniyle ufak tefek sıkıntılar yaşamışımdır. Bu anlamda okul bahçesinin bazı kör noktalarında sigara içenleri, hafiye hocalarımızın kovalamacaları her zaman olmaktaydı. Çarşı izninde öğretmenlerimizin, sigara içenleri görmeleri ve bunun sonucunda yaşanılan trajikomik olaylar...

‎Seksenli yılların ikinci yarısına denk gelen zamanlarda, biraz da özenti haliyle olsa gerek gelişen bir futbol ve break dans hali vardı üzerimizde. Milli takımımız ve spor kulüplerimiz o yıllarda dışarı da yeni yeni başarılar kazanmaya başlamışlardı. Heyecanlı bir şekilde topluca maçları televizyonda izlerdik. Eğer yendiysek, okul tel örgülerine yönelip en azından bazılarımız okulun dışına kendimizi atardık. Nöbetçi hocalarının bizleri zapt etmede gösterdikleri gayretlerini gözlerimizin önüne getirelim. Bu yıllarda başlıca eğlence aracımız televizyondu tabi ki. Meşhur televizyon dizilerimiz ve televizyonu kapma noktasındaki kavgalarımız hep olurdu. “Hayat Ağacı” isminde yabancı bir televizyon dizimiz vardı mesela. “Küçük Ev” dizimiz, Pamela Anderson, Samantha Fox daha kimler kimler yoktu ki. Pazar günleri öğle saatlerinde başlayan Hikmet Şimşek Şefliğinde başlayan klasik Müzik programı ve toplu bir şekilde televizyondan kaçışlarımız…

‎Bu kadar hareketli, ele avuca sığmayan erkek lisesinde dayak olayları da yok değildi elbette. Bu konuyu bipleyerek diğer güzel konularımıza geçelim istiyorum. ‎Enerjik, ele avuca gelmeyen biz gençler için yemek, yemekhane her zaman önemliydi. Sabahları kahvaltıda ağzı, dili kavuran metal bardaklarda ikinci bardak çayı içebilmek için çok çaba sarf etmişizdir. Sekiz kişilik masalara on-on iki bardak gelen demlikler konulurdu. Sekiz kişilik margarin yağı, reçel, bal, peynir, zeytin günlere göre paylaştırılırdı görevli öğrenciler tarafından. Bu paylaştırmalar zaman zaman çok da adil olmazdı. Sekiz kişilik masada ikişer kişi beraber kahvaltı yapardı. Yanınızda olan arkadaşınız kahvaltıda yemekleri seçerek yemesi birçokları için önemli bir avantajdı. Öğlen ve akşam yemekleri sıra ile alınır ve istediğimiz yere otururduk. En güzel günümüz rosto, tavuk, köfte gibi daha çok et yemeklerinin olduğu günlerdi. Bazı zamanlar, kalan yemekleri sonlarda tekrar alma fırsatımız doğardı. Ekmek arasına koydurduğumuz yemekleri, köfte vs. daha sonra yemek için sınıftaki küçük kişisel dolabımıza koyardık.

‎Ankara Hipodromunda Kenan Evren selamlamaları ve asker gibi öğrenci yürüyüşlerimiz olurdu. Darbeci Kenan Evren karşısında isteklice yürürdük her 19 Mayıslarda. Ankara’da yaşayıp da Gençlik Parkı serüveni olmayan insan yok gibidir o yıllarda. Hafta sonları Gençlik Parkı’na gidip de son paramızı lunaparkta harcadığımızdan, bir saati aşkın Keçiören okul yolunu yürüdüğümüz zamanlar olurdu. Kız öğrencilerinden tamamen arındırılmış erkek lisesini yatılı okumanın avantajı ve dezavantajları fazlasıyla vardı elbette. Kız arkadaş edinme dürtüsünü dört yıl süresince hep yaşamışızdır.

‎Okulda mekânların bile orijinal isimleri vardı. Eksibir (-1) mesela. Girişin bir altında olan bir yer. Orada banyo yapardık, elbiselerimiz yıkanır ve ütülenirdi. Bu orijinal ismi kim bulmuş bilmem ama orayı biz hep böyle nitelendirirdik. İç çamaşırlarımız, gömleklerimiz ve sair giysilerimiz birbirine karışmasın, kolayına bulalım diye annelerimizin, isimlerimizi elbiselerimize işlemesi ne güzellikti. Öğretmenlerimizin tamamına yakınının lakapları vardı. Birçoğunun taklitleri yapılırdı. Öğrencilerinde bir kısmının en azından takma isimleri vardı. Bana ‘Arafat’ derlerdi mesela. Yaser Arafat o yıllarda çok meşhurdu. Zaman zaman yaptığım felsefi konuşmalardan dolayı mı yoksa azda olsa çalışkan olmamdan mı bilmiyorum ama bu isimle anılırdım. Bunlar gibi daha nice anılar, nice yaşanmışlıklar... Liseyi yatılı okuyanlara bu yazdıklarım hiç yabancı gelmeyecektir. Bunlar benim gibi mülayim, sus pus bir öğrencinin yaşadıkları. Haşarı, yaramaz bir öğrencinin yaşadıklarını siz tasavvur edin artık. Ama her şeye rağmen güzel yıllardı vesselam. Arkadaşlarla o günleri zaman zaman yâd ettiğimiz, buluştuğumuz zamanlarda anıları bir bir faş ettiğimiz çok oluyor.

‎Bizim nesil, her türlü olumsuzluklara rağmen küçük şeylerle mutlu olmayı becerebilen, küçük imkânlarla hayalleri büyütebilendi. Gözleri parlayan zeki öğrencilerdik. Bizler ki mücadelelerin omuzları üzerinde yükselmeyi başardık. Geçmiş yıllardan sonra bu yıllara bakıyorum da daha çok gayretli, çalışkan arkadaşlarımız çok güzel yerlere geldiler. Doçent, profesör olan arkadaşlarımız oldu. Eskilerin “zarfa değil mazrufa bakın” dedikleri iç güzellik ve testinin içinde ne var ise dışına taşması böyle olsa gerek. O yıllarda gerek heyecanlarımızla, gerekse de keyifli yanlarımızla kafa konforumuzu sağlam tutmasını başardık. İlk gençlik çağlarımızda, yatılı okul yıllarında hayatlarımıza hücum eden hezaran yük bizler için yaşam yakıtı oldu sanki. Bu güzellikleri yaşatan bütün arkadaşlarıma sağlıklı güzel bir hayat dilerim.

‎İlkay Coşkun
Kültür Çağlayanı Dergisi
Sayı 96, Ocak Şubat 2026







-Hasan Sedat Tepe'ye Ağıt-
‎(Sagu)
‎sevdikleri hüzne kattı
‎güneş, yıldız olup battı
‎ayrılık gelip de çattı
‎...gittin on dokuz Mart günü
‎...rüyada kal Sedattepe
‎...doğrulup kalk Sedattepe
‎.....
‎iki bin yirmi dört sathı
‎mekanın bilinen yatı
‎matemin var katlar katı
‎...gittin on dokuz Mart günü
‎...duanı al Sedattepe
‎...doğrulup kalk Sedattepe
‎.....
‎gonca gül açmadan soldu
‎ağıtlar sineye doldu
‎hakemliği yarıda kaldı
‎...gittin on dokuz Mart günü
‎...selamı sal Sedattepe
‎...doğrulup kalk Sedattepe
‎.....
‎hayat çilesiyle bitti
‎son nefes Kıbrıs'ta yetti
‎kalbiyle yürüdü gitti
‎...gittin on dokuz Mart günü
‎...ayleye dal Sedattepe
‎...doğrulup kalk Sedattepe
‎.....
‎sevenler yasa boyandı
‎yeniden kimler uyandı
‎can anan nasıl dayandı
‎...gittin on dokuz Mart günü
‎...anneye bal Sedattepe
‎...doğrulup kalk Sedattepe
‎.....
‎gurbet bu, vuslatı nerde
‎bir gün açılacak perde
‎nefesin bittiği yerde
‎...gittin on dokuz Mart günü
‎...kapıyı çal Sedattepe
‎...doğrulup kalk Sedattepe
‎.....
İlkay Coşkun
‎19.03.2026
‎Not: Balıkesir Meydan Meteoroloji Müdürlüğü personeli ve triatlon hakemi olan 52 yaşındaki arkadaşımız Hasan Sedat Tepe, 19 Mart 2024 tarihinde tatil amaçlı bulunduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (Girne) geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir.
‎----------
‎-Sağlık Afiyet Yusuf-
‎saç sakal beyazladı
‎bel ayak ayazladı
‎devreler niyazladı
‎sağlık afiyet Yusuf
‎çok havalıdır yeri
‎dost ve sözünün eri
‎yıllar çabuk ve seri
‎sağlık afiyet Yusuf
‎ömür asırlık yola
‎yârin yoldaşın ola
‎buluşma sanki mola
‎sağlık afiyet Yusuf
‎şen ve şakrak bu serde
‎dermanı olan derde
‎açılsın ışık perde
‎sağlık afiyet Yusuf
‎Yusuf doğmuş biline
‎sevmeyenler siline
‎dilim dilim diline
‎sağlık afiyet Yusuf
‎İlkay Coşkun
‎15.05.3026
‎-Evmez Hüseyin-
‎zamana evmeyip öne itse de
‎tekinsiz dünyayı aldı Hüseyin!
‎makam mevki mazi olup gitse de
‎havadan ve sudan sildi Hüseyin!
‎Konya yolunun hem sağı hem solu
‎yalakalık bilmeyen doğru yolu
‎kötüye kızan, iyiliğin kolu
‎yağmurda sağanak, seldi Hüseyin!
‎her bir devre kıymet koymaz engine
‎Levent'i, Hasan'ı dengi dengine
‎kızmış kızarmış tutuşur cengine
‎Dadaloğlu olup daldı Hüseyin!
‎Cim Bom ve Konya ile yol gitse de
‎yense, hiç yenilmez etse de
‎Fener, Beşiktaş kaybolup bitse de
‎Ali Sami Yen'e saldı Hüseyin!
‎can’ın ağzı, adrenalin ense de
‎Karaman'ın yiğit kolu sense de
‎yumruğu ters ve geleni yense de
‎merhameti ile kaldı Hüseyin!
‎İlkay Coşkun
‎16.05.2026
‎Sayın Doktor Levent
‎işin organize kayıta değer
‎böyle bir huyun var doktor Levent!
‎koleksiyonun var gören baş eğer
‎madalyadan payın var doktor Levent!
‎hava durumu sunarsın telaşta
‎dışarı çıkmazsın yağmurda yaşta
‎yeşil enerji, Türk bayrağın ta başta
‎Ankara'dan yayın var doktor Levent!
‎Türkoğlu Atatürk mensup soyuna
‎gül ekmişsin gönlündeki bağına
‎sen gidersin devrelerin suyuna
‎Ankara'da dayın var doktor Levent!
‎Yerler soğur bazen baharı özler
‎Fener bizi yaktı bağrımız sızılar
‎topa acıyoruz dostum bak bizler
‎sahalarda oyun var doktor Levent!
‎mesleğinden geçmez dostundan geçmez
‎dostluğu kavidir asla vazgeçmez
‎selam alır selam verir boş  geçmez
‎Muhabbete çayın var doktor Levent!
‎başın verir kötülüğü silene
‎tenezzül eylemez yalan dolana
‎Zorluk mu var bilinmezi bilene
‎adında ‘sayın’ var doktor Levent!
‎İlkay Coşkun
‎17.05.2026
‎-Abdullah Uğur Uysal-
‎dualı dili uysal ve uğurlu
‎yetim ve öksüze bakar Abdullah!
‎aktivist ve Müslüman'ca duyarlı
‎saltanat ve tacı yakar Abdullah!
‎mücadele üzre engelde yesen
‎koşturmaca hız, suratlıca esen
‎ecel ağını örmüş bak desen desen
‎dünyada makam kim takar Abdullah!
‎tek hakikat yolundadır ışığın
‎zahitlerin ziyasında aşığın
‎abes ve hayallerde boş kaşığın
‎su yolunu bulup akar Abdullah!
‎dimdik olup Allah'a boyun eğdi
‎sinelere sözün ok gibi değdi
‎tembellik, uyku ve boş işler neydi
‎nefs gazasında is kokar Abdullah!
‎işinden emekli, hayatın serin
‎hacılığın var, tefekkürün derin
‎bağış olsun sana dermanın ferin
‎bizi aymazlıktan çıkar Abdullah!
‎İlkay Coşkun
‎18.05.2026
‎-Motor Tutkunu Enes Aydın-
‎göğü yaran çınar iken
‎zirve ve boralı Aydın
‎çağlayan ve pınar iken
‎motorları sıralı Aydın
‎planlar baharı kıştan
‎Isparta'da yaşar baştan
‎tekerlek çıkarır taştan
‎dağ bayır buralı Aydın
‎Isparta'nın düzü dağı
‎misk-i amber gülü yağı
‎meydandadır gönül bağı
‎çöl ile aralı Aydın
‎kaptan pilot, olmaz çırak
‎gittiği yollar çok ırak
‎uçamaz demeyi bırak
‎saçları taralı Aydın
‎doğruluk gittiği izdir
‎maşallah denecek sözdür
‎nazarı değmeyen gözdür
‎bu işin kuralı Aydın
‎Enes'e yetmiyor beyit
‎yolları donat ve eğit
‎mal para önemsiz teyit
‎yazılı turalı Aydın
‎İlkay Coşkun
‎19.05.2026

‎-Oğuz Ali Avcı-
‎kaç üniversite bitirdin bilinmez
‎mühendis ve hava tahminci başısın
‎okuduğun kitaplara akıl ermez
‎...bilgelikte cahillerin kar kışısın
‎...hem Atatürkçü hem de Talat’cısın
‎dostu yoldaşı karşılarsın el ile
‎özgürlüğü yaşarsın gonca gül ile
‎rüyayı taşıyansın esen yel ile
‎...bu kadar yükü bırak beden taşısın
‎...hem Atatürkçü hem de Talat’cısın
‎yeni fikirlerinle devrimler aşan
‎marş olup gönle andımız gibi coşan
‎çağlar açıp yepyeni çağlara koşan
‎...bu ocağın başköşe fikir taşısın
‎...hem Atatürkçü hem de Talat’cısın
‎hak hukuk yiyen ezim ezim ezilir
‎emekçinin hakkı boğaza dizilir
‎kara mizah dünyanın resmi çizilir
‎...devrimcilerin eskimeyen yaşısın
‎‎...hem Atatürkçü hem de Talat’cısın
‎çare arayan hasta dermanı sende
‎sert mizacında sevgi harmanı sende
‎yeni kavgalarda yol fermanı sende
‎...sen bu sevdaların göz nuru kaşısın
‎...hem Atatürkçü hem de Talat’cısın
‎dünya hayalin ulaşsa artık hakka
‎düzelecek belki sistem dakka dakka
‎kapitalizmin ağzındaki son bakla
‎...alın teri silmiş emekçi aşısın
‎...hem Atatürkçü hem de Talat’cısın
‎İlkay Coşkun
‎19.05.2026
‎Murat Kurnaz
‎ilk emekli hür general
‎çalışıp duranlardan o
‎tilki değil ama Kurnaz
‎parayı bulanlardan o
‎gayretle iş ağı ördü
‎boşuna uğraşa kördü
‎geleceği bu gün gördü
‎karayı görenlerden o
‎tembelden uzağa kaçar
‎kesesine kadar açar
‎imkânı yerinde saçar
‎arayı bulanlardan o
‎aklın kullanmayı bilir
‎akılsıza büyük gelir
‎bir ömür menzilde kalır
‎yarayı saranlardan o
‎Allah’ın sevgili kulu
‎rızık da helaldir yolu
‎ambarı ağzıyla dolu
‎narayı duyanlardan o
‎işveren oldu emeli
‎öncesi sağlık demeli
‎hak taamını yemeli
‎darayı sayanlardan o
‎İlkay Coşkun
‎20.05.2026
‎Yurttabir Özel
‎dünyayı gezer sağlığı yerinde
‎kadir kıymetsize, yol uzak gelir
‎hayatı güzel, sızısı derinde
‎arayan olmuştur, bul uzak gelir
‎Yurttabir bir tane dünya da Özel
‎başarısı hem sayısal hem sözel
‎nakışı letafet, nazenin tüzel
‎özde şifacıdır, bal ufak gelir
‎güneşte olsa hava, boran ve sis
‎hayat öyle müptela öyle habis
‎bizi hasta eder kem göz kötü his
‎yangından kurtulmuş kül ufak gelir
‎ülkede sorunlar var katar katar
‎haksızlığı görünce nevri atar
‎huzuru için üzümlü bağ satar
‎menevişli bahçe, gül ufak gelir
‎ne güzellik görse onla avunur
‎yetim öksüz gibi yüreği kavurur
‎Hakkı tanımaza eser savurur
‎seni kaybetmişe, zül ufak gelir
‎sözü bilmeyen bilesin densizdir
‎giysisi elbisesi hep yensizdir
‎kendi gamsız, seni üzen sensindir
‎Hakk üzere yolun, kul ufak gelir
‎İlkay Coşkun
‎20.05.2026
‎-Ergin Ulutaş Hoca-
‎insanla barışık bilim
‎merakla sorana gitti
‎toplumla karışık ilim
‎talebe yorana gitti
‎Ergin Hoca işe mahir
‎batından daha çok zahir
‎hem evvel hem de ahir
‎çileye erene gitti
‎yer küre içini döktü
‎zelzele yüreğin söktü
‎hat boyu belini büktü
‎felaket serene gitti
‎çürük bina fayda etmez
‎zelzeleye inşa yetmez
‎bilinmeze yolu bitmez
‎ikazı yerene gitti
‎dağ ova fayını serdi
‎yer kabuğa sırrın erdi
‎kırılanlar başın derdi
‎sağ salim durana gitti
‎bilim çaba, yokuş ile
‎kıymettir uyurken bile
‎aşk ve sevgi bir de çile
‎merhamet verene gitti
‎İlkay Coşkun
‎20.05.2026
‎Murat Dilli
‎tuttuğu altın, kaybını bul eyler
‎tatlı dili seven dillidir dilli
‎köyünü ilçe ilçesini il eyler
‎Maraş Göksun öven dillidir dilli
‎düşmanıyla zehr dostuyla bal içer
‎bülbülünde ses, gülün de al seçer
‎akan çeşm-i siyahın naza geçer
‎vuslata eren dillidir dilli
‎başarı ve mutlu olmak ereği
‎çıtkırıldım ve yufkadır yüreği
‎paça sıvamadan geçmez dereyi
‎kıraç ve kevenli, dillidir dilli
‎imkân bu gelip ve geçer yel ile
‎müdürdür çalışır sırtın bel ile
‎yaşa değmez yağmur ile sel ile
‎hayr hasenat veren dillidir dilli
‎doğru nedir yanlış nedir bilendir
‎yanlışa başını eğmez silendir
‎derdin büyüğü kuşkonmaz çilendir
‎kem küm ağzın geven dillidir dilli
‎sözü esirgemez adıyla imler
‎diliyle över yerine göre resimler
‎akraba ve hısım dedin betimler
‎çocuk torun even dillidir dilli
‎İlkay Coşkun
‎24.05.2026

‎-Mustafa Kılboz-
‎Kürşad yiğidi soran o
‎boy olup toylandın Kılboz
‎sporcu kalbin yoran o
‎...maç futbol oylandın Kılboz
‎...Türk olup boylandın Kılboz
‎ata töresiyle yaşar
‎Veyl ırmağın böyle taşar
‎ta Ergenekon'dan aşar
‎...yurt deniz koylandın Kılboz
‎...Türk olup boylandın Kılboz
‎kalp sevgi ilen dolmalı
‎kırk çeri gibi olmalı
‎ayrık otları yolmalı
‎...mevsim ve aylandın Kılboz
‎...Türk olup boylandın Kılboz
‎oba ocak boy boy sayan
‎cenk meydanı var git dayan
‎milletim gafletten uyan
‎...cansıza huylandın Kılboz
‎...Türk olup boylandın Kılboz
‎sancağına yemin sözü
‎hilal uğrunadır özü
‎Türk milletinin tek tözü
‎...Kuran'dan haylandın Kılboz
‎...Türk olup boylandın Kılboz
‎damla damla pınar oldu
‎gözesini sınar oldu
‎büyüyüp de çınar oldu
‎...toy düğün soylandın Kılboz
‎...Türk olup boylandın Kılboz
‎İlkay Coşkun
‎25.05.2026

‎-Hüseyin Karaduman-
‎bakmayın Karaduman soyadına
‎yağmuru yeli çeker Karaduman
‎her zaman dostların düşer yâdına
‎muhabbet dili çeker Karaduman
‎gür edasıyla şad-ı hurrem sesler
‎özverilik ve diğerkâmlık besler
‎tatlı anlatım mavi gözün süsler
‎kem göze mili çeker Karaduman
‎neler söylenmiş aşk sevda üstüne
‎şifrelenmiş mana mana üstüne
‎aksın yansır ayna ayna üstüne
‎haline tülü çeker Karaduman
‎nedir hayat nedir büyük manası
‎belki tasayı unutma gayesi
‎hastalık var ama bir de çaresi
‎tutan el, eli çeker Karaduman
‎insanlık dediğin gözün yaşı silse
‎ruhun bedenin toplanıp da gelse
‎huzur tarafınca hep yüzün gülse
‎vuslatın yılı çeker Karaduman
‎sarfınazar edenlerden yakınır
‎başın yarılsa sırrını sakınır
‎arayan bulur, sağ ve sol bakınır
‎hak yola, kulu çeker Karaduman
‎sevgi saygı ve güzellikler örsün
‎karşılığında hep insanlık görsün
‎ahval inşallah ömür billah sürsün
‎menzile yolu çeker Karaduman
‎İlkay Coşkun
‎26.05.2026
‎İlkay Coşkun- Gönül Dostu
‎ili Yozgat amma Sivas mekânın
‎sözü sohbetiyle birdir İlkay Bey
‎haz eylemez gönülleri yıkanın
‎insanlar gönlünde yârdir İlkay Bey
‎sinesinde sevda ile gezendir
‎yüreğinde dost sevdası kazandır
‎sevdasını ferman ile yazandır
‎şairler gönlünde yerdir İlkay Bey
‎dünyada var mıdır acaba dengi
‎göğsün iman dolu bellidir rengi
‎kalemi elinde mısrada cengi
‎kültüre hizmette pirdir İlkay Bey
‎gördüğümü yazdım döktüm kaleme
‎ismini zikrettim sundum âleme
‎Mevla’m düşürmesin seni eleme
‎cümle insanlığa kârdır İlkay Bey
‎başka ne söylenir böyle bir dosta
‎sinelere mesken gönülde posta
‎şairliğini dersen usta mı usta
‎karanlık geceye nurdur İlkay Bey
‎Âşık Refik yazar derde dert katar
‎İlkay Coşkun için yürekler atar
‎herkesin kalbinde bir aslan yatar
‎dostların gönlünde vardır İlkay Bey
‎Refik Kutlu (Kul Refikî) /Sivas
‎26.02.2009
‎-Dursun Bozkurt-
‎memura senet bittabi her sözün
‎çoluğu ve çocuğu doyuran o
‎adrenalin ve heyecan da özün
‎bölge müdürü olup buyuran o
‎futbol ve Fener'de kaldın kalalı
‎mazi ve eskilere daldın dalalı
‎içten samimiyet bildin bileli
‎iyiliği kötüden sıyıran o
‎sevmeyen sinelere oktur artık
‎uzaklık ile gurbet yoktur artık
‎Karadeniz hemşeri çoktur artık
‎Boyabat ismin bize duyuran o
‎görünen de manayı arardı hep
‎kirliliklerle dünya daraldı hep
‎melankoli hayalin sarardı hep
‎doğrucu ve dürüstü kayıran o
‎dinginliğe yol almaktır gayesi
‎felaha ulaşmanın tek manası
‎yoktur belki bunun başka çaresi
‎her olumsuzu, rüyaya yoran o
‎insan bu, fırka fırka ayrı ayrı
‎çalışma ve çaba gerisin gayrı
‎yanında torpilin olmuyor hayrı
‎doğruluğu yanlıştan ayıran o
‎İlkay Coşkun
‎28.05.2026
‎-Lokman Çalış-‎ 

‎ırmak gibi çağlar akar
‎iş güç yılmaz Lokman Çalış
‎doğru yolun hakka gider
‎yerin dolmaz Lokman Çalış
‎Perşembe ilçe sana dar
‎Erzurum'da izlerin var
‎lale sümbül gelir bahar
‎gülün solmaz Lokman Çalış
‎çıktın dağ bayır karları
‎gözettin yetim darları
‎dünya telaşı zorları
‎sensiz gülmez Lokman Çalış
‎Allah der çağlayıp akar
‎hayrına hasenat takar
‎yazmaya melekler bakar
‎ecel salmaz Lokman Çalış
‎sevaplar gün gün katlanır
‎hak etmeyenler atlanır
‎acı dediğin tatlanır
‎dilde kalmaz Lokman Çalış
‎bu dünyaya gelen gider
‎eşik kapı selam eder
‎ölen ten borcunu öder
‎ruhun ölmez Lokman Çalış
‎şimdi durgun akar kanı
‎irfan, feraset her yanı
‎yaşarsın can içre canı
‎sensiz olmaz Lokman Çalış
‎İlkay Coşkun
‎29.05.2026
‎-Musa Işıklı-
‎devlette eski müdür, hayatta paşa
‎memuriyette 'sayın' oldu Işıklı
‎dünya tecrübesiyle geldi bu yaşa
‎şaşmayan sözü beyan oldu Işıklı
‎Uşak ilinden adını salar yurda
‎böyle bir cevher bulunmaz asla burda
‎asıl hakkın yedirmez kuş ilen kurda
‎pirüpak dosta ayan oldu Işıklı
‎dik durur haksızlığa eğmez başını
‎atik çeviklikle genç eyler yaşını
‎kızmaz oynatmaz asla gözün kaşını
‎deryadil sözün duyan oldu Işıklı
‎sevgi seli böğründe dönüşür sele
‎daim sevdiklerini bırakmaz ele
‎itminana erecek duasın dile
‎derdin kenara koyan oldu Işıklı
‎Allah izni, kör kalmaz ocağı közü
‎gelip geçer tasa, aydınlanır yüzü
‎hak ile hemdem ayrıca zeyrek sözü
‎geceye ziya giyen oldu Işıklı
‎kula kulluk asla, sade hakka tapar
‎doğruyu tez sezip eğrilikten sapar
‎yüceden yüce penaha gönül yapar
‎'ahvalin nedir' diyen oldu Işıklı
‎İlkay Coşkun
‎30.05.2026

‎-Mehmet Günal-
‎şivesi ve lafı toktur
‎doğru iz de gider Günal
‎işten yana yüzü aktır
‎orta hız da gider Günal
‎istemezi atar rafa
‎hızlıca geçirir safa
‎vakit ayırmaz boş lafa
‎mübah haz da gider Günal
‎pansiyon işleri coştu
‎mekân Nevşehir'de koştu
‎sadece uykusu boştu
‎harlı köz de gider Günal
‎çiçeği yalangı bulur
‎sevinç mütemadi olur
‎gerisin de matah ulur
‎doğru öz de gider Günal
‎ömür, hâl içinde hâldır
‎dünya kimisine baldır
‎gel istiare ye kaldır
‎otuz cüz de gider Günal
‎Günal, çaba çile neydi
‎mertliğin namerdi eğdi
‎sükûnet huzura değdi
‎kaygan buz da gider Günal
‎İlkay Coşkun
‎30.05.2026
‎-Mehmet Selçuk Boztepe-
‎insan dediğin kadir kıymet bilse
‎gözyaşın sileni getir Boztepe
‎rahmetinin behresi ilen gülse
‎yâdında kalanı getir Boztepe
‎visal-i aşk mekânlarında anlar
‎livâü'l hamd sancağında canlar
‎nasibine düşsün hamam ve hanlar
‎yolunu bulanı getir Boztepe
‎gerçekten öte tevekkeli sezmiş
‎kaç pinhan manasın yolunu çizmiş
‎hayatlarımız ne de büyük gizmiş
‎tek parça dileni getir Boztepe
‎yorgunluktan çözülse dizin bağı
‎tırmanmak gerekir en yalçın dağı
‎hayat ehvenişer, çepçevre ağı
‎hürriyet salanı getir Boztepe
‎canın pare ciğergâh kırış kırış
‎dünyayı gezelersin karış karış
‎birde durup türlü insanla yarış
‎Yozgat'tan güleni getir Boztepe
‎feveran eyle canın doya doya
‎hüsnükabul bulasın düğün toya
‎derdin tasan haykır gökteki aya
‎kıymetin bileni getir Boztepe
‎İlkay Coşkun
‎31.05.2026
‎-Aziz Sözer-
‎yolculuğun var bilimin izinde
‎okulda birinci, şan Aziz Sözer
‎kargış kadar soğur cahil sözünde
‎işinin âlimi, can Aziz Sözer
‎tenis ve kayak öyle güzel an ki
‎Denizli değil Ankaralı sanki
‎arkadaşı Levent en baş kanki
‎dostlarına yüzün dön Aziz Sözer
‎Merkez Bankası Uzmanın da adın
‎huzur mutluluk, ağzındadır tadın
‎zaman süpürse, tek kalsa da yâdın
‎kendi başına devlet han Aziz Sözer
‎döküldü saç sakal azaldı zaman
‎gençliğe taravete vermez yaman
‎gri ve opak ilerliyor bak aman
‎şen şekrak gerisi zan Aziz Sözer
‎ruhun Kızılay'da, ne ayak ne baş
‎gözünde hüzün izi, bağrında taş
‎er dolusu bade dostun la yoldaş
‎zamane bizleri an Aziz Sözer
‎hem bilinç hem bulunç sendeki töre
‎fayrap yemedin indirmedin yere
‎ışık olup dönenirsin serpe sere
‎eşi ve oğluna tan Aziz Sözer
‎İlkay Coşkun
‎31.05.2026
‎-Alpay Kaptan-
‎kadir kıymet bilendir, satıcı değil
‎şişe ve bardak gibi doldun be Kaptan
‎ağzı doludur ama geveze değil
‎maziye bakıp bakıp daldın be Kaptan
‎her dost meclisi sana sırrını açtı
‎efkârı dağıtmak başında ki taçtı
‎gezdi dolaştı ve hüzünlerden kaçtı
‎felekten yana türkü çaldın be Kaptan
‎sevilmezi terslemek büyük hitabın
‎'sevgiden taraf', çok satandır kitabın
‎bir de bakmışsın tamam olmuş etabın
‎hakkaniyet üzere böldün be Kaptan
‎sigara tüttürdüğün o günden beri
‎muhabbet bağındadır gönül rehberi
‎hepsi sanki bir olmuş askeri eri
‎İzmir'in sıcağında saldın be Kaptan
‎düğünde oynamaz için yerin dardır
‎kötülük gelmesin iyilik hep vardır
‎herkesin tek şansı elinde ki kârdır
‎dalgalı gür saçın yoldun be Kaptan
‎senin hüznün bizlere uzak mı uzak
‎mutlu mesut yaşamı göklere yazak
‎hayatın sana kurmuş olmasın tuzak
‎kendini kendinde sek buldun be Kaptan
‎İlkay Coşkun
‎31.05.2026
‎-Ömer Karagöz-
‎düşmanın tatlı, dostun acı söyler
‎yoranlar bahtiyar diyor Karagöz
‎ten içinde aşk bilmem nasıl eyler
‎yârenler bahtiyar diyor Karagöz
‎her bir işin heyecanıyla doldu
‎köyün kasaban vuslat ilen kaldı
‎latif, muayyen zamanlara daldı
‎soranlar bahtiyar diyor Karagöz
‎Denizli ova ummanında yüzer
‎olsa olsa gıpta eylemez nazar
‎dağ bayır seninle salınıp gezer
‎derenler bahtiyar diyor Karagöz
‎çoğu baba gibi köyündedir mola
‎düşülmüştür meskûn mahal bir yola
‎çocuklar elbet girecektir kola
‎duranlar bahtiyar diyor Karagöz
‎dünya da kam alacaksın bilesin
‎daim yüzün tebessümde gülesin
‎sessiz el pençe huzura gelesin
‎dürenler bahtiyar diyor Karagöz
‎hem mühendistir hem köylü pazarda
‎elinde kazma ve kürek kazar da
‎saban da sürer kalemle yazar da
‎sürenler bahtiyar diyor Karagöz
‎İlkay Coşkun
‎31.05.2026
‎-Erdal Yılmaz-
‎on yıllarını harcadın işine
‎han ve saray, kuruldun Erdal Yılmaz
‎kalbin yasladın çocuk ve eşine
‎can ve ciğer örüldün Erdal Yılmaz
‎gönülden gönüle yunasın gelir
‎her bir güzelliğe konasın gelir
‎ta Uşak ilinden sunasın gelir
‎çınar olup yarıldın Erdal Yılmaz
‎kulübün Beşiktaş kalp gönül mola
‎hayata anlam, güzellikler ola
‎takım müzesi kupa ile dola
‎futbol ve maç karıldın Erdal Yılmaz
‎mutluluk içinde yaşarsın günü
‎yol aldığın hayat menzilin önü
‎ilk emekli bilinen mühim yönü
‎uzayıp da kırıldın Erdal Yılmaz
‎zaman gordion düğümünü ördü
‎ibreti âlem çoğunluğa kördü
‎kim neyi sakladı kim neyi gördü
‎gram gram vuruldun Erdal Yılmaz
‎umutların gökçek, doğar içine
‎gönenci toplayıp sığar içine
‎kırkikindi çise yağar içine
‎tek tek nefes yoruldun Erdal Yılmaz
‎İlkay Coşkun
‎01.06.2026
‎-Bayram Doğan-
‎sevdikleri kıymet, ışık ve çıra
‎kimi güneş kimi ay Bayram Doğan
‎bitmedi çaba, badire sıra sıra
‎cenkte ok taktikte yay Bayram Doğan
‎zorluğun elbet çaresi bulunur
‎kayıpların için saç baş yolunur
‎gol yiye yiye 'kova' da olunur
‎yediğin gollere vay Bayram Doğan
‎uykusuz gecelerinden sor seni
‎sade vatan millet için yor seni
‎menfaatçi asıl yalnız kor seni
‎liyakatsiz koltuk zay Bayram Doğan
‎senin ki arzu ümit arası akış
‎yaşamla kurmuşsun sanki bir nakış
‎deli deli sorular yan yan bakış
‎bazen de boşlayıp bay Bayram Doğan
‎sohbet muhabbet aradığın sözdü
‎çay içilecek kadirlikte yüzdü
‎cabası hikmet ve munis bir özdü
‎temelsiz zeminden kay Bayram Doğan
‎kalpte ne var ise o gelir dile
‎insanı bozan şey desise hile
‎tevellüt elliyi geçmişken bile
‎insan yıldırana say Bayram Doğan
‎İlkay Coşkun
‎02.06.2026

‎-Kemal Uğur-
‎sevdikleriyle içten hayat yaşar
‎yârin çıktı yoluna Kemal Uğur
‎sevinç ve muhabbette arşı aşar
‎güneş doğar gülüne Kemal Uğur
‎doğum Aydın, Çanakkale hayatı
‎Meteoroloji’dedir saltanatı
‎tiyatro, hakemlik dörtnala atı
‎takat gelsin dalına Kemal Uğur
‎keçisakalı, pos bıyık yüz izi
‎arkadan geliyor bak sütçü sözü
‎arkadaş için asıl olan özü
‎beyaz düştü teline Kemal Uğur
‎elvan elvan rengârenktir dünyası
‎gördüğü hep adrenalin rüyası
‎sevgi muhabbet içinde hülyası
‎arzun çıksın falına Kemal Uğur
‎kesilmesin asla bereket suyu
‎enine boyuna derin bir kuyu
‎namın sürüsün asırlar boyu
‎çöp batmasın eline Kemal Uğur
‎esprili insanlar çıksın karşına
‎sevinci neşene, pazarı çarşına
‎vur davulcu vur da değsin arşına
‎şükür olsun haline Kemal Uğur
‎İlkay Coşkun
‎03.06.2026
‎-Murat Ünver-
‎kıymeti altındır yirmi dört ayar
‎gül rayiha ve ıtırın var Ünver
‎Bandırma vatanın doğduğun diyar
‎çarşı ve pazar hatırın var Ünver
‎olmadı asla kimseye cefası
‎turist rehberliği zevki sefası
‎devletten emekli, hizmet vefası
‎kalem ve kâğıt, satırın var Ünver
‎istikamet üzre, taşımaz keli
‎ama binde bazen akıllı deli
‎tahayyülü keza kendince veli
‎dua edilen yatırın var Ünver
‎kızıp gönüllense de silmez asla
‎sevgisini bütün tutar dilmez asla
‎çok değer biriktirmiş bilmez asla
‎hanlar hamamlar natırın var Ünver
‎munis ama bazen haşlayan olur
‎kadir kıymetsizi tuşlayan olur
‎meyvesiz ağacı taşlayan olur
‎iğne çuvaldız batırın var Ünver
‎ufak tefek denilir bakmayın siz
‎yürek boyu çok uzun bükmeyin siz
‎çınar olmuş serpilmiş yakmayın siz
‎koşulacak yük katırın var Ünver
‎İlkay Coşkun
‎03.06.2026
‎-Engin Kavuncu-
‎efendilikte taa adamın dibi
‎verdiği sözü candan tutar Engin
‎cahille işi olmaz dilsiz gibi
‎istesin âlime laf satar Engin
‎bakma esmer diyene, kalbi aktır
‎sözünün önü ve arkası paktır
‎menzil üzre giden doğru ayaktır
‎bir vakit dursa bir vakit koşar Engin
‎muhabbet ortamı tavşankanı dem
‎abı hayat içirin sanki zemzem
‎gönlü Fener, bir de milli takım hem
‎yense sevinir yoksa beter Engin
‎diğer yüzü yüreğinde sızıdır
‎ne yaşarsa alnındaki yazıdır
‎koşturmaca İstanbul'un hızıdır
‎bazen de ağır sözü yutar Engin
‎insanı tanımanın mühim yolu
‎ne siması ne bacağı ne kolu
‎olsun yeter merhamet, sevgi dolu
‎saygısızlığa çarpı atar Engin
‎laf cambazlarına daim karnı tok
‎kötülere atsın, ok üstüne ok
‎gönüllenip üzülmeye gerek yok
‎hak hukuk tanımaza çatar Engin
‎hayatı tecrübesi ile bilir
‎planı programı ile kalır
‎sözüne dakikliği ile gelir
‎an’a, mekâna değer katar Engin
‎İlkay Coşkun
‎03.06.2026
‎-Erdal Turan-
‎Derince’den esiyor rüzgârın yelin
‎gönülden gönüle akasın Erdal
‎Sakarya'dan gelip çağlasın selin
‎dostuna güzel söz yakasın Erdal
‎ömürden ay sene, pay olur gider
‎tüm alışkanlıklar huy olur gider
‎kayıpların tez den vay olur gider
‎titizlinip biraz durasın Erdal
‎memuriyet maaş imkân, aş oldu
‎kavga kötü, hatır gönül hoş oldu
‎sana kalan huzur, gerisi baş oldu
‎sevdiğine canın veresin Erdal
‎doğruluk dürüstlük arımız bizim
‎çalışma ve çaba varımız bizim
‎Meteoroloji'de yerimiz bizim
‎ilim irfan üzre eresin Erdal
‎bu şiirin güfte ve beste olsa
‎şarkı türkü efsane seste olsa
‎sevdiklerin gül çiçek deste olsa
‎tevazu istemez deresin Erdal
‎bir ömür yaşayıp da doya doya
‎bakarsın bulut ve gök sema aya
‎ve kavuşasın panayırla toya
‎benim duam da çok keresin Erdal
‎İlkay Coşkun
‎03.06.2026
‎-Halil Erbay-
‎dostların kadir kıymet, samimiyeti bilir
‎yoğa değil vara benziyor adamım Halil
‎hiç olmadık iş olacaksa elinden ne gelir
‎anlık yağan kara benziyor adamım Halil
‎Manisa'da dolaştın hem de çok alıştın
‎kendin oğulların ve eşin için çalıştın
‎doğan gün şafak yeni insanlarla buluştun
‎çağ ötesi sıra benziyor adamım Halil
‎her 'adamım' dediğine şans kapısı çalsa
‎mazideki kıymet kadar hatır gönül alsa
‎zamana doymayan değeri gönlünde kalsa
‎kolay değil zora benziyor adamım Halil
‎kayıplarımız içindeki varımız bizim
‎özel dostlarla buluşulan yerimiz bizim
‎hem yanan hem yakılan yanımız bizim
‎alev alev kora benziyor adamım Halil
‎nasipsizin evine kar üstüne kar düşer
‎bilir kendini bileni hicap ve ar düşer
‎pervane gibi kelebek olup da nar düşer
‎alev değil nura benziyor adamım Halil
‎ne yazık ki dünya da her şey gitmiyor hoşa
‎gereksiz yaşanmıyor sade beyhude boşa
‎hem latif munis hem de arif baştanbaşa
‎koşar değil dura benziyor adamım Halil
‎İlkay Coşkun
‎04.06.2026

‎-Mehmet Kirazoluğu-
‎soy ismi Kiraz-oluğu bak, ayan
‎nüfus memurun hatasına yormalı
‎alt sınıflara korkusunu yayan
‎Çinçin mahlesinden Mehmet olmalı
‎...‎
‎kusur affolunur eylenir helal
‎bizim olan sanki nazlı bir hilal
‎muhabbet yârenlik harici melal
‎mazi diyerek geçmişe dalmalı
‎deme gelinmişse ikramı elden
‎kalbe gelen söz dökülür dilden
‎yepyeni başlangıçlar gonca gülden
‎çay ve kahve, bardak sıcak dolmalı
‎anlatımlara nasihat söz yetmez
‎dünyanın gahlesi bu günden bitmez
‎dertmiş tasaymış olsa memnun etmez
‎damağında felekten gün bilmeli
‎hayat bizlere çok acılar taktı
‎yerine göre hüzün ile baktı
‎belki Mehmet'te çok sine yaktı
‎türkü türkü yürek pası almalı
‎buna da şükür deyu duaya açıp
‎her rasat, tahminde göklere uçup
‎bir gün elbette dünyadan göçüp
‎ahiretlikten taraf dost kalmalı
‎İlkay Coşkun
‎04.06.2026

‎-Musa Deveci-
‎devrem, şanın Ege’lerde yürümüş
‎ben sana bir şiir yazmışım çok mu?
‎her tarafı aç sefalet bürümüş
‎bilemem senin memurların tok mu?
‎Aydın Koçarlı'dan bak çıkmış yola
‎Cimbom’u, halı sahası bir mola
‎işin gücün rast, başın dolu ola
‎senin satrançtaki hamlen rok mu?
‎kâğıtta gözü kaldı kimi müdürün
‎söylenmedik sözü kaldı müdürün
‎ne özü ne özeli kaldı müdürün
‎siz de tahammül ödeneği yok mu?
‎hep emir demiri keser dediler
‎müdürümüz bazen eser dediler
‎hem deşer hem de asar dediler
‎baş olan, büyük adam hep dük mü?
‎işine ne tapa, ne geri ite
‎memurdan istenen yanında yata
‎makam değil her şeyden daha öte
‎müdürün silahı sapanı ok mu?
‎her kusuru görmeyen olur elbet
‎kul hakkı yemeyen olur elbet
‎illa ki sevmeyen olur elbet
‎sıcak koltuklar, alttan yanan kok mu?
‎İlkay Coşkun
‎04.06.2026

Not: Devamı gelecek...

 


































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder