“Sustukça İçim Gülüyor” Hakkında Bir Mülahaza
(02.10.2026 09:00 - Okuma süresi: 3-5 dk)
İlkay Coşkun yazdı…Kitap Haber
"Sustukça İçim Gülüyor" Şair İsa Akgül'ün, Mart 2026'da Çıra Kültür etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu ikinci şiir kitabıdır. Altmış şiirin yer aldığı kitap yüz dört sayfa hacmindedir. Ayrıca kitabın ismi olan "Sustukça İçim Gülüyor" kitabın ilk şiirine isimlik yapmaktadır.
Şiirler çok çeşitli temalar da neşvünema bulmaktadır. Böylelikle hem hayatın içinden hem de daha çok düşünceye ve soyut kavramlara yol verilmektedir. "Ateş, yanmak, yara, yağmur, damla, sızı, duman, su, kor, renkler, mevsimler" gibi vurguları şiirlerde öne çıkan temler olarak sıralayabiliriz. Sevgi ve hüzün yanında benzetmeler yönüyle de pastoral bir tavrı sezdirmektedir. Şair, özellikle benzetmeler üzerinden doğa ve çevre ile olan rabıtasını diri tutmaktadır.
Şair, şiirlerde "sen" hitabını çokça kullanmaktadır. Şiirlerde ses yüksek değildir. Yani şair, sesini gereğinden fazla yükseltmez. Dingin bir anlatım sezinlesek de kısık bir ses tonu da içermez. Başka bir ifade ile şair içindeki sesi hem diri tutmakta hem de sesini yatıştırmış bir olgunluktadır. Eserde az sayıda hece şiiri okumaktayız. Ama şiirlerin geneline hece şiirinin ahenk unsurlarının tadının kaçmış olduğunu da söyleyebiliriz. Yer yer ses tekrarları, nakaratlar ve asonanslar bu hali desteklemektedir. Başka bir ifade ile müzikalitesi olan şiirler ailesindendir.
Şiirler, kapalı bir anlatım formunda değillerdir. Konular genellikle vazıhtır. Sorgulayan bir üslupta çok çeşitli konularda derinlikli önermelerde bulunularak bir nevi fikriyat serdedilmektedir. Sorgulamalarla düşünmeye sevk edilir. Teknik olarak imgeler kıvamındadır. Şiirler de doldurma, dolgu ve fazladan kelimelere yer verilmez. Gereğinden fazla imge ve alegorilerle karşılaşmayız. Şiirlerde yer ve mekânlar çok belirgin olmamakla birlikte, İstanbul ve bazı semtleriyle birlikte Anadolu ve Suriye isimleriyle karşılaşmaktayız.
Şairin şiir sesini, kurgusunu ve şiirlerin yapısını daha iyi görebilmemiz adına "Yalansız Sesin Nefesi" isimli şiirin ikinci bölümünü buraya taşımak istiyorum. "Bırak telaş etme/ yansın yanık güneş/ yansın ki yaksın/ renk renk/ korkma/ yanan sönmez// hem kendini bilen/ yanar yağmurla/ ıslanır alevle/ nefeslenir korla// nefeslensin/ ki/ aydınlatsın/ ekilen kelimeyi/ yalansız serin/ yüreğe düşen nefesi" (s. 17)
Kitap da dikkat celp eden arkaik ve farklı ses arayışlarıyla da karşılaşmaktayız. "Islık Çalan Köpüğün Aşkı" şiir ismi bunlardan birisidir. "Şimşekî tavır, etaminleşme, necm (yıldız), duhan (duman tabakası), türap (toprak), samut (suskun), tebessümkâr (güler yüzlü), setr (örtmek), torak, rahın (rehin veren), derd-i İrem, umu (umma)" gibi bir kısmını sıralayabilirim.
Öz olarak, şairin şiirlerinin duru bir zihne karşılık geldiğini söylememiz mütenasip bir değerlendirme olacaktır. Daha çok soyut kavramlar üzerinden hayatın ulvi yönleriyle tarazlanmış bir anlayıştadır. Bütün bunlar yüreğin mahbesinden süzdürülüp metaforik düşünce yaklaşımıyla serimlenmektedir. Böylelikle şair, şiirlerini bir derviş edasıyla nakşeder. Şeyh Galip'in dediği gibi "Şair demek ehli hal demektir" anlayışıyla son sözü yine şaire bırakalım; "Demden Dem Alan Dem" şiirinin son bölümüyle nihayetlendirelim. "Ey soğuk sıcak/ ey zahir batın/ tirildetemezsiniz beni/ çünkü/ demden dem olan/ demim var benim" (s. 44) İyi okumalar dilerim.
Sustukça İçim Gülüyor
İsa Akgül
Çıra Yayınları



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder